16 Eylül 2018 Pazar

Aynı Fikirde Olmak İste(me)diğim Satırlar 2

Alimler tarih boyunca bu açmazla karşı karşıya kalmıştır: İktidara mı hakikate mi hizmet ediyoruz? Herkesin aynı hikayeye inanmasını sağlayarak, insanları bir arada mı tutalım, yoksa ayrı gayrı düşmek pahasına, hakikati açık mı edelim? İster Hristiyan rahipler ister Konfüçyüsçü Mandarinler ya da Komünist ideologlar tarafından kurulmuş olsun, en güçlü ilmi kurumlar, birliği hakikatten üstün tutmuştur. Bu nedenle son derece güçlüydüler. 

Tür itibariyle insanlar iktidarı hakikate yeğler.....Bu yüzden hakikatin hüküm sürdüğü ve mitlerin kulak arkası edildiği bir toplum hayali kuruyorsanız, Homo sapiens'ten medet ummayın. Şansınızı şempanzelerle deneyin daha iyi. 

Yuval Noah Harari
21. Yüzyıl İçin 21 Ders

30 Haziran 2018 Cumartesi

Aynı Fikirde Olmak İste(me)diğim Satırlar 1

Sosyal dayanışma anlamında güçlü arkadaşlıklar, en çok insanların hiçe sayıldığı, ezildiği toplumlarda olur. Vatandaşın hakkının çiğnendiği, korkunun egemen olduğu, rüşvetin kol gezdiği toplumlarda torpil ve riyakarlık esastır. Torpilin esas olduğu toplumlardaysa kuvvetli dostluklar. O denli ki, ne olur ne olmaz bir gün ihtiyacım olur diye hafiften yağ da çeker, dostum diye şapur şupur öperiz olmadık insanları. Sonra da "Bunlardan dost olmaz, ne soğuk insanlar" diye, trenlerin her vagonunda tekerlekli sandalyeler için kaldıraç yok diye hükümetlerin düştüğü İskandinavya'nın sosyal devletlerinin insanlarını eleştiririz. Hastanede torpil, ilkokulda torpil, mezarlıkta torpil aranır. Torpil toplumlarında herkes birbirine gebedir. Hal böyle olunca Nasrettin Hoca'nın Timurlenk'e filini şikayet etmeye gitmesi misali, sesini çıkarmaktan, haksızlığı eleştirmekten korkar torpil bağımlı toplumların insanları. 

Gündüz Vassaf
Ne Yapabilirim?
İletişim Yayınları  

25 Mayıs 2018 Cuma

Mutsuz Olduğumuz İçin Zenginiz


Zygmunt Bauman, Yaşam Sanatı adlı kitabında servet sahibi olmak ile mutlu olmak arasında bir ilişkinin olmadığını söyler. Hatta servet arttıkça mutluluk yerine mutsuzluğun arttığını ekler. Modern çağın sandığımızdan daha geç başladığını hatırlatırken ise şöyle söyler: "Modern çağın insanın mutluluğu aramaya hakkı olduğunu beyan etmesiyle başlamış olma ihtimali her geçen gün yükseliyor."   

Bu noktada, gidilecek tüm yolların her nasılsa Mandıra Filozofuna çıkacağını hatırlatmalıyım. Bakın aşağıdaki alıntıda mutluluğumuz ile sahip olduklarımız arasındaki rahatsız edici ilişki ne güzel anlatılmış.  

“Bizim GSMH"miz hesaplamalarında hava kirliliğini, tütün reklamlarını ve otobanlarımızdan yaralıları toplamak üzere kullanılan ambülansları hesaba katar. Evlerimizi korumak için tesis ettiğimiz güvenlik sistemlerinin ve evlerimize gizlice girmeyi başaranları tıktığımız cezaevlerinin maliyetlerini kayda geçirir. Sekoya ormanlarımızın yıkımını ve bunlarının yerlerini genişlemenin ve kaotik kentleşmenin almasını içerir. Napalm bombalarının nükleer silahların ve kent kargaşasını zapt etmek için polisin kullandığı silahlı araçların üretimini içerir. Çocuklara oyuncak satmak için şiddeti yücelten televizyon programlarını kayda geçirir. Öte yandan, GSMH çocuklarımızın sağlığından, eğitimimizin kalitesinden ya da oyunlarımızın neşesinden söz etmez. Şiirimizin güzelliğini ve evliliklerimizin kudretini ölçmez. Politik tartışmalarımızın niteliğini ve temsilcilerimizin güvenilirliğini değerlendirmekle ilgilenmez. Cesaretimizi, aklımızı ve kültürümüzü dikkate almaz. Ülkemize duyduğumuz şefkat ve adanmışlık hakkında tek bir söz söylemez. Kısacası GSMH, yaşama cefasını değerli kılan şeyler dışında her şeyi ölçer.”

ZYGMUNT BAUMAN
Yaşam Sanatı